WordPress database error: [Duplicate entry '44855' for key 1]
INSERT INTO wp_bas_visitors (visit_ip, referer, osystem, useragent, lasthere) VALUES (1136862586, 1, 6, 8, ’2008-08-21 04:36:00′);
WordPress database error: [You have an error in your SQL syntax; check the manual that corresponds to your MySQL server version for the right syntax to use near 'AND referer = referer_id AND osystem = os_id AND useragent = ua_]
SELECT * FROM wp_bas_visitors, wp_bas_refer, wp_bas_ua, wp_bas_os WHERE visit_id = AND referer = referer_id AND osystem = os_id AND useragent = ua_id
WordPress database error: [You have an error in your SQL syntax; check the manual that corresponds to your MySQL server version for the right syntax to use near ' '2008-08-21 04:36:02', 0, 6)' at line 1]
INSERT INTO wp_bas_log (visit, stamp, outbound, page) VALUES (, ’2008-08-21 04:36:02′, 0, 6);

keyifle okudum ve kendime paylar çıkardım bu ropörtajdan…çok güzel…
“koca doktor” , gözüyle ve aynı zamanda beyniyle Türk fotografında yeni neslin önemli bir temsilcidir.
Türk fotografını, kendi üretimlerinden ibaret sayan bir kısım dinazorların hakimiyetinden böyle aydın, ufku geniş fotografçılar kurtaracaktır şüphesiz.
Kendisini alkışlıyorum.
Güzel bir röportaj olmuş.Erdal Bey’in ders niteliğindeki sözlerinden edindiğim bilgilerin çok faydasını göreceğime eminim.
Özellikle;
“Onlara öncelikle kapınızın önünü fotoğraflayın diyorum. Hani derler ya herkes kapısının önünü temizlese ülke tertemiz olur diye, onun gibi birşey.
Fotoğraf için Hindistan’a gitmenize gerek yok. Hindistan’ı en iyi bir Hindu görüntüler, üç günlüğüne gittiğiniz yerden fotoğraf çıkarmak güçtür. Çıkarsanız bile orada yaşayan adam sizden daha iyisini ya çekmiştir ya çekecektir. Bu nedenle en iyi bildiğiniz yeri görüntüleyerek başlayın, ha bitirdim artık buradan fotoğraf çıkmaz derseniz o zaman geçersiniz komşu kapının önüne, orada fotoğraf çekmeye…”
sözü bu röportajın en can alıcı kısmı olmuş bana göre…
Ellerine sağlık Erdal, keyifli ve akıllı sorular için yazara da tebrikler.
Türkiyede fotoğrafın bir özeti ve içinde çok önemli mesajlar var yazının.
Mutlaka herkes okumalı …
Sevgiler …
Bütün bir gecemi verdim bu röportaja. Okudum düşündüm. okudum seyrettim. okudum hayal kurdum…..
çok keyifliydi…. Teşekkürler…..
Röportajı ilgiyle okudum.
Bir çekilen sıkıntıların öyküsü var. Bir işi de muhabirlik olan birisi olarak anlaşılan bilgi sadece ilgililerce verilmiş, yayınlanan haberler de yayınlatanların isteği doğrultusunda sütünlara ve ekranlara yansıtılmış.
Sonuçta da yazık olmuş.
Fotoğrafta eski Ustalara özenilmesi onların yüz yıllık teknoloji çağının verilerini en üst seviyede kullanabilmeleri idi. Günümüz dijital teknolojileri en üst seviyede kullanabilenler için bile muammadır. Baş döndüren teknolojik gelişmeler fotoğraf Ustalarının da aklını karıştırmıştır. temel fotoğraf teknikleri dijital dünya tarafından alt üst edilmiştir.
Temel fotoğrafçılık tekniklerini bilen herkes kullandığı makinenin özelliği ve PC bilgisi kadar ustadır.
Röportaj sunumu ve anlatımı ile yararlı ve etkili olmuştur.
Kınacı Ustaya ve yazara yararlı ve doyurucu bilgi iletişimlerinden ötürü saygılar ve sevgiler sunuyorum
sayın. kınacı; verdiğiniz röportajı okudum ve yararlandım. teşekkür ediyorum. ve ‘model sözleşmesi’ yani bizdeki ilgili yasa, ürküttü beni. şu sonucu çıkardım: benim gibi amatörler ya modelli fotoğraf çekmeyecek ya da hapsi göze alacaklar:) selam, saygı ve başarı dileklerimle.
Sevgili Erdal, selamlar…
Sıkııntılı bir işgününe başlamıştım, yazıyı okuyunca tüm bulutlar kaçışıverdi kafamın içinden, incelikli sorulara, inccelikli ,akıcı cevaplar. Ders alarak notlar düşerek okudum. En kısa zamanda tekrar okuyacağım.
Teşekkürler…..
Bu güzel röpörtajı Dostane bir üslüpla ve sıcaklığıyla bize sunan yazara klişeleşmişlikten sıyrılan cevaplarla bildiklerimizin haricinde tekrardan kendi şapını atan Sayın Erdal Kınacı’ya Zamanın birikimi emeğinize ve akıl odalarımızı aydınlatan sözlerinize, Çok Teşekkürler…
Gerçekten çok keyifli ve samimi bir sohbet olmuş,medyada okuyup ama aslını ve derinliğini bilmediğimiz soruların cevabını Erdal beyin ağzından birebir duymak benim için ilgi çekici ve tatmin ediciydi.verilen mesajlar etkileyiciydi.Erdal bey gibi değerler kolay yetişmiyor…saygıyla kutluyorum kendisini
Fotoğraf hakkındada dağarcığıma yepyeni şeyler eklendi..
Bu samimi söyleşiye teşekkürler..
Sevgi ve selamlarımla…
Oldukça bütünlüklü bir söyleşi olmuş..
Bize, Derneğimize ve Dostlarımıza da büyük katkıları nedeniyle de Erdal Hocamıza müteşekkiriz.
Eline , diline ve yüreğine sağlık Erdal Abi.. Büyük bir keyifle haz alarak okudum söyleşini.. Senden öğrenecek çook şeyimiz var daha..
Güzel söyleşiydi keyfle okuduk.
Aslında, zaman darlığı nedeniyle sormayı unutmuştum.
Tanıdığım kadarıyla neşeli, şakacı ve hayat dolu bir insandır, Dostları O’nun meşhur kahkahalarını çok iyi bilirler. En zor zamanlarda bile espiri yapmayı başarır.Güleryüzlüdür.
Ama fotoğraflarını izlediğinizde genellikle karamsar, içedönük, sarsıcı, genelden daha sıradışı olduğu kanaatine varırsınız. Hatta eşim bir ara ” Erdal Beyin fotoğraflarına bakınca mideme yumruk yemiş gibi oluyorum” demişti.
Şimde röpörtajdaki ” …. konuştuğumuz gibi derdi olan adam işidir fotoğraf çekmek. Özellikle sıkıntılı olduğum zamanlarda daha üretken olduğumu söyleyebilirim. İyi fotoğrafı yakaladığımda başımın ağrısının anında geçtiğini bilirim. Bir nevi terapi, doğal tedavidir fotoğraf. Hal böyleyken mutlu anların değil sıkıntılı zamanların işidir dersek yanılmış olmayacağımızı düşünüyorum.” cümlesini okuyunca, sıkıntısını ve karamsarlığını, baş ağrısını fotoğrafa ve dolayısıyla izleyiciye aktardığı izlenimine kapıldım.
Hani bir nevi ilham gelmesi durumu gibi ama içedönük, sıkıntılı zamanlarımızda daha mı üretken oluyoruz, yada böyle haller de kendimizi ifade etmek için daha motive olmuş olabilirmiyiz?
Bu arada Erdal Hocam;
Yeni Ufuklar’a yelken açmak için kararını merakla beklediğimizi bilmeni isteriz.
Sayın Erdal KINACI’ya böyle güzel , ders niiteğinde, akıcı bir röportajı bizlerle paylaştığı için sonsuz teşekkür ederim…
“Bir yıldızı kim çamur atarak karalamayı başarabilir ki, yerçekimi bile karşıdır, döner geri…”
Çok güzel bir röportaj. Tümünü pek sevdim, ama en sevdiğim bölüm neyin sanat olduğu, sanatçının yorumunu katmasının öneminin vurgulandığı bölüm oldu sanırım…ki yürekten katılıyorum.
Bu arada marangozlukla ilgili çalışmaları da fotoğraflarındaki gibi; sanatçı bakışı ve yaratıcılık gözden kaçmıyor. Henüz 1-2 parça görmüşlüğüm var, ama söylemeliyim ki böyle giderse mimarlar havlu atacak…:)
Sorularıyla, cevaplarıyla incelikli, esprili,samimi ve eğitici bir röportaj…
ellerinize sağlık
ve teşekkürler
Erdal Bey;
Eminim benim gibi bir çok amatör arkadaşa oh be rahatladım dedirtecek kadar , kompleksden kurtulmasına fırsat verecek bir röportajınız olmuş.
Sayenizde rahatlamış , fotoğrafı daha da fazla sevmiş olduk.
Ben fotoğrafı Orhan Yaylayla çok sevdim, şimdi sizinle daha çok seviyorum.
Bizim fotoğraf miladızda sizlersiniz
selam ve saygılarımla
tüm amatörler adına
Keyifle okuduğum bir röportaj oldu.içsellik ve içtenlik kavramları çerçevesinde Erdal Kınacı.Sözcükler ve fotoğraflar.Söylenenleri anlamaya,fotoğrafları okumaya çalıştım.Sağlıka ve Fotoğrafla kalınız..
Erdal Hocam,
Bir solukta okuyuverdim röportajını.
Eline, yüreğine sağlık. Roportajı düzanleyen arkadaşada teşekkür ediyorum.
Selam ve sevgilerimle..
kendimi Erdal Kınacının oturma odasında hissetim:)
sanki bize demli çay ikram etmiş ve sohbet ediyoruz…
ya anlattıkları …
ve sorular.
Hepsi çok sıcak ve çok keyifli ….
çok güzel olmuş.
Teşekkürler
Çok güzel bir röportaj,emeği geçenlerin eline sağlık.
Akici, keyifli ve cok faydali bir söylesi heyecanla okudum…
tembel adam dediğiniz adam Ara Güler’dir.
Ve herzaman etik değerlere baplı kalarak fotoğraf çekmiştir.
Yoksa sizin gibi ilginç şeyler çekmek adına ahlaksızlıklar yapmamış ve dünyanın en iyi fotoğrafçılarından biridir.
“(…) Trenler birbirine girmiş. Ben gittiğimde bir sürü insanı çıkarmışar ama içerde hala adamlar vardı. Bir de baktım adamın biri bir yerde sıkışmış, sökememişler oradan. Mecmua fotoğrafı çekmek başka bir şeydir. Çarpışmış trenleri çekince iş bitmez. Detay lazım. Sembolik detaylar. Ön planlarda ceset göstermek lazım. Orada da imajinasyon lazım bir baktım o herifin oraya sıkıştığı vagonda imdat işareti var. Adamın eli de imdat işaretine 15 santim uzakta duruyor. Tutmaya çalışmış da tutamamış havasında fotoğraf çekmek istiyorum… Adamın, yani ölünün elini çekiyorum, gelmiyor. Vücudunu itmeye çalışıyorum, sıkışmış, kıpırdamıyor. Adamın elini imdat işaretine takmaya çalışırken üstüm başım makinalar kana bulandı ama sonunda taktım. Sembolik resim çekildi işte!
Kafamda hala mizanpaj yapıyorum. Diyorum ki, Orient Express olduğu nasıl anlaşılacak bunun? Sirkeci’ye geldim. Trenlerin tabelaları vardır orada. Orient Express tableasını buldum. Tabelayı çaldım yerinden. Aldım raylara vura vura eskittim. Sanki kazada çarpılmış… Atıverdim rayların arasına. Ön tarafta tabela, arkada trenler gözüküyor… Paris Match’da o adamın eliyle birlikte tabelaya iki sayfa verdiler. Öteki fotoğraflar da var tabii. Röportaj yapmışlar! Bunlardır gazetecilik..” (Yeni Düşün, Mayıs 1985).”
Yukardaki alıntı yurdumun duayen fotoğrafçısı Ara Güler’e aittir.
Sevdiğim, gözünü budaktan sakınmayan bir fotograf sanatçısıdır Erdal Kınacı. Kimsenin cesaret edemediği konuları işlemiş, çekimleri nedeniyle hapishaneye düşmüş ilk Türk fotoğraf sanatçısıdır. Bu nedenle Türk fotoğraf tarihinde yerini almıştır. Fotoğrafları estetik, anlamlı, büyüleyici, ilginç ve güzel. Değereli sunumları nediniyle, ona teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.
Kendinizi savunmak için Ara Güler gibi dünyada tanınan tek Türk gerçek fotoğrafçının açık sözlülükle anlattığı bir anısına sığınıyorsunuz. Siz Fotomontajı belgesel proje hazırladım diye Türk Fotoğrafçılığına yutturmaya çalışmadınız değilmi? Ortaya çıkınca da kes yapıştır canlandırma oldu. Bir söz vardır “dinime küfreden bari müslüman olsa” diye…